1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading...

Kansersiz yaşam için doğal kefir ve yoğurt tüketin.

By | Şubat 7, 2017
Her yıl “4 Şubat Dünya Kanser Günü”nde milyonlarca ölüme neden olan ve günümüzde önlenebilir bir hastalık halini alan kansersiz yaşam için toplumsal bilinci artırmak amacıyla tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kampanyalar düzenleniyor. Ben de siz değerli okurlarımla bugün birçoğumuzun kendimizden, eşimizden, dostumuzdan, çocuğumuzdan, arkadaşımızdan ne yazık ki bildiğimiz, bilmek zorunda kaldığımız kanser hakkında konuşmak istedim.

kefirin faydalarını anlamak için kafkasyada ki insanlara bakmak yeterlidir.

Kanser nedir?

Hayatımızı sürdürebilmemiz için hücrelerimizin sürekli yenilenmesi yani bölünüp çoğalmaları gerekir. Yaşam süresini dolduran hücreler vücuttan atılırken yerlerine yenileri gelir. Bu denge genlerin kontrolü altındadır. Bazı genler hücrelerin bölünüp çoğalmasını sağlarken, bazıları da aşırı hücre üremesini dizginlerler. Aşırı hücre üremesinin dizginlenememesine, yani yıkımdan çok yapım olmasına kanser denir.

Kanser nedenleri nelerdir?

Artık günümüzde biliyoruz ki yaş, cinsiyet, genetik, çevresel ve hormonal faktörlerin yanında günlük alışkanlıklar ve beslenme de kanserin nedenleri arasındadır. Beslenme, hava kirliliği, radyasyon, sigara, çevre kirliliği, gıda katkı maddeleri ve çeşitli toksinler yaptıkları hasarla gen fonksiyonlarını bozarlar (mutasyon) ve hücreler aşırı şekilde ürerler. Hücrelerin aşırı şekilde üremesini dizginleyen genler ise aktiviteleri azaldığı ya da bu aşırılıklarla baş edemediği için kanser oluşur. Kanser vakalarının yarısını akciğer, kalın bağırsak, meme ve prostat tümörleri oluşturur. Kolon, meme ve prostat kanserlerinin yüzde 80 inde neden beslenme hatalarıdır ve rahatlıkla önlenebilirler.

Kanserden korunmak için nasıl beslenmeliyiz?

Bugün kaçınılmaz şekilde sofralarımıza giren işlenmiş gıdalar, trans yağlar, katkı maddeli ekmekler yaşamımızın bir parçası olmuştur.

Peki, bizim de yapabileceğimiz bir şeyler yok mudur?  

– Un ve şeker gibi hızlı emilen şekerlerden kaçınarak insülin direncini yenin.

– Hiçbir şekilde tatlandırıcı (aspartam, sakarin gibi) ve tatlandırıcı içeren yiyecek ve içecek tüketmeyin

– Rafine şekerler (çay şekeri, früktoz gibi) ve bunlarla yapılan yiyecekler (reçel, pasta, bisküviler, gofretler, baklava,
revani, kadayıf gibi) tüketmeyin.

– Yağ kısıtlaması vücut için zararlıdır. Mükemmel bir gıda olan anne sütünün kalorisinin yüzde 50’sinden fazlası yağlardan gelir. Bu yağların büyük bölümünü doymuş yağlar ve kolesterol oluşturur. Sanılanın aksine yağı az, dolayısıyla şekeri fazla yiyecekler insanları daha çok acıktırır ve daha çok şişmanlatır.

Uzun ömürlü ve homojenize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Bulursanız mandıra sütü için. Süt yerine klasik usulle yapılmış süt ürünleri (yoğurt, peynir, kefir) tüketin. Ekşimeyen yoğurdu, kaymak bağlamayan sütü tüketmeyin. En iyisi yoğurdunuzu, evde kendiniz yapın.

– Tercihen yemlenen değil, otlayan hayvan etleri yenmelidir. Paketlenmiş ve katkı maddesi katılmış et ürünleri (salam, sosis, sucuk, pastırma) yenmemelidir. Klasik usulle yapılmış sucuk, kavurma, pastırma vb. gibi et ürünleri serbestçe yenilebilir.

– Bol taze sebze ve meyve yenmelidir.

– Sebzeler daha çok çiğ tüketilmelidir (özellikle salata tarzında). Koyu yeşil yapraklılar K vitamini, kalsiyum ve magnezyumdan zengindir (osteoporozu önlerler!) ve ayrıca omega-3 yağ asidi içerir.

– Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı  bakteriler) zengin gıdalarla beslenin.

– Bütün çay çeşitleri çok yararlıdır, fakat şekersiz içilmelidir. Çaylar 5-10 dakika demlendikten sonra hemen tüketilmelidir. Daha fazla beklerse antioksidan değeri azalır.

– Sanayi tipi meşrubatın her türlüsü yasaktır. Evde yapılan taze meyve suyu (posası ile birlikte) içilebilir. Meşrubat olarak ayran, kefir, boza, şalgam suyu veya meyan kökü suyu için.

Stresten uzak durun ama nasıl? 

Günlük hayat koşuşturmasında stresten tamamıyla kaçınmak mümkün olmayabilir. Ancak yapabileceğimiz çok basit uygulamalarla üzerimizdeki stresi azaltabiliriz.

– Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun, çocuklarınızı bu ortamlara sokmayın.

– Yeteri derecede egzersiz yapın

– Tuzu azaltın, mümkünse kaya tuzu kullanın.

– Günde en az yarım saat hızlı yürüyüş yapılmalı ya da yavaş koşulmalı.

– Günde en az 3-5 dakika kültür fizik hareketleri yapılmalı (özellikle bel ve boyun kaslarını çalıştırın).

– Hedefinizi iyi seçin. Birkaç dakika da olsa her gün yapabileceğiniz egzersizleri yapın.

– Hava kirliliği olan yerlerden mümkün olduğunca uzaklaşın.

– Derin temiz hava soluyarak hücrelerinizdeki oksijeni arttırarak onları gençleştirin.

Ve unutmayalım ki siz mutluysanız, hücreleriniz de mutludur. Şunu bilin ki mutlu olan hücreler bağışıklık sisteminizi güçlendirecektir. Mutluluğun da yolu ümit etmekten geçer. Hedeflerinizden vazgeçmeyin. Solan bir umut, solan bir hayattır. Bilin ki ancak umut ettiğiniz kadar varsınız. Umut nihayetinde yaşamın nefesidir. Ne zaman ki kendinizi çaresiz ve tükenmiş hissettiğinizde işte bilin ki hayatınızın değişeceği an o andır. Mücadele edin. Sanmayın ki hayatınız alt
üst olacak. Nerden bilebilirsiniz ki hayatınızın altının üstünden daha iyi olmayacağını? Sağlıkla kalın. Kansersiz günler sizin olsun.

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Emin Güneş

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*